Bumerang - Yazarkafe

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Kalp Güzelliği Yüze ve dile yansır mı?


Merhaba Herkese
Uzun bir süredir yazmak istediğim bir çok şeyi kafamda hazırlamış olmama rağmen bir türlü klavyeye dökememiştim. Çünkü içinde bulunduğumuz şartlar ve yaşadığımız olaylar umutsuzluğa itmişti beni. Normalde her şeyden çok çabuk mutluluk çıkartabilen birisiyim ama Vatanım söz konusu olunca hiçbir şey umuduma yetmedi. Bugün ise karar verdim ve 2 hafta önce yazmak istediğim yazımı kafamı toplayabildiğim ölçüde yazacağım.




Bugün sizlere çok özel bir isimden bahsedeceğim. Belki çoğunuz tanıyorsunuzdur. Bazılarınız da  daha önce blogumda kitaplarını yorumladığım bu özel ismi hatırlayacaklardır; Davranış Bilimleri Uzmanı Kunter Kurt beyden bahsedeceğim sizlere. Yazıma başlamadan önce bu yazımı reklam  amaçlı değil tamamen kişisel sevgim, ilgim, sempatim ve ihtiyacı olan tüm arkadaş ve dostlarımın faylanması için hazırladığımı da belirtmeliyim.

Öncelikle kimdir Kunter Kurt ?Kendim bildiğim kadarıyla belki eksik olabilir diye Norokey sitesinden aldığım özgeçmişini sizinle paylaşıyorum.


1966 yılında doğan  KUNTER KURT, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Psikoloji Bölümü ve ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Bölümü mezunudur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 2011 yılında ŞANLIURFA’da düzenlenen AİLE EĞİTİM PROGRAMI EĞİTİCİ EĞİTİMİ seminerini bitirmiştir.
2006 yılında, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevinde 1. 200’den fazla tutuklu ve hükümlüye stres-öfke kontrolü ve kişisel gelişim eğitimleri ve 2015 yılında Antakya E tipi kapalı Cezaevinde 250 kişiye duygu kontrolü eğitimi vermiştir.
2007 yılında Avrupa Birliği projesi kapsamında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türk Yerel Hizmet Sen ve Mersin Toroslar Belediyesi tarafından ortaklaşa yürütülen YEREL DÜZEYDE YENİLEŞME ve GELİŞMEDE SOSYAL DİYALOG PROJESİ’nde Kişisel Gelişim Uzmanı olarak görev yapmıştır. 21-24 Nisan 2008 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti BAŞBAKANLIK ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ’ne Kıbrıs’ta beden dili, liderlik, zaman yönetimi, stres ve öfke kontrolü eğitimleri vermiştir.
Tüm ulusal TV kanallarında eğitim programlarına devam etmektedir. Sahibi bulunduğu NÖROKEY KİŞİSEL GELİŞİM VE KURUMSAL DANIŞMANLIK MERKEZİ, 2011 yılında Akdeniz Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Hayat Boyu Öğrenme Programı Leonardo Da Vinci Hareketlilik kapsamında Mesleki Eğitim Kurumlarının Avrupa’da gözlemlenmesi ile Avrupa Birliği Projesinde katılımcı ortak olarak yer almıştır. 
Mezitli Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Türk İş ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile ortaklaşa hazırlanan “UYGULAMALI MESLEKİ EĞİTİM PROJESİ” kapsamında Kosova, Makedonya ve Bosna Hersek’li gençlere, 2010- 2011 yıllarında Beyni Etkin Kullanma ve Verimlilik eğitimleri vermiştir.
Mersin Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve yerel belediyeler ile birlikte “Okullarda Şiddeti Önlemeye Yönelik” projede, 2 yıl süre ile Davranış Bilimleri Uzmanı olarak görev yapmıştır.
2013 yılında, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Haberleşme Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Muhabere Temel Kursu”’nda eğitmen olarak görev almıştır.
İş dünyasında vermiş olduğu Stres ve Öfke Kontrolü, Kriz Yönetimi, Motivasyon, Verimlilik, Liderlik Stratejileri, Psikolojik Satış ve Pazarlama Teknikleri, Özgüven, Kariyer Planlaması, Etkili Yöneticilerin Psikolojik Davranış Kalıpları, Pazartesi Sendromu, Duyguları Yönetme, Hedef Belirleme ve Problem Çözme Teknikleri gibi eğitimleri ile de birçok farklı bilgi ve teknikleri harmanlayarak transfer eden bir uzmandır.
1972 yılında başladığı yüzme hayatını 1985 yılına kadar sürdürmüş, 1984 yılında Çanakkale Boğazı’nda düzenlenen yüzme maratonunda Türkiye’nin ilk üçü arasına girmiştir. Kelebek ve serbest stilde birçok birincilikler elde etmiştir. Kunter KURT, 3 yıldız BALIKADAM ve GÜMÜŞ CANKURTARAN belgesine sahiptir.
Milli takımlarda uzman eğitmen olarak görev almıştır. Türkiye’de ilk defa uzakdoğu sporlarında NLP tekniklerini kullanan KURT, ilk çalışmasında MUAY-THAI milli takımıyla 2005 yılında, TAYLAND’ın başkenti BANGKOK’daki dünya şampiyonasında DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU yaşamış ve dönemin Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ve spor otoriteleri tarafından ödüllendirilmiştir.
Siyah Kuşak 6. DAN ve profesyonel yakın dövüş uzmanı olan Kunter KURT, 1.000’den fazla sporcu yetiştirmiştir. Türkiye genelinde gerçekleştirdiği seminerlerle 2 milyon'u aşkın kişiye eğitim veren uzman Kunter KURT, aynı zamanda “Duygu ve Davranışlarımızın Patronu Olmak” “Kendime Doğru Yürüyorum” “Cebinde Olmayıp Yüreğinden Verenler” “Sözün Özü” “Küllerinden Yangın Çıkaranlar” adlı kitaplarının da yazarıdır.
İşte böyle hayatını insanlara adayan ve bilginin zekatını her daim veren bir insan Kunter bey. Yıllar önce gerek tv den gerekse youtube kanalından videolarını izlerdim. Anlattıklarını dikkatle dinlerdim ve hayran kalırdım. Hani hemen hepimizin hayatta bazı idolleri vardır benim hayatım boyunca hayranlık duyduğum 5 isimden birisiydi Kunter bey. (ilki Peygamber efendimiz ikincisi Atatürk ve diğer isimler de bana kalsın )
Birçok kişisel gelişim yazarı var ülkemizde de yurt dışında da. Hemen hepsini takip etmeye çalışıyorum ama benim sevmem ve benimsemem için en büyük kriter yazdıklarının anlaşılabilir, yaşanabilir ve uygulanabilir olması. Hatırlarsınız secret döneminden hemen hepimiz okuduk bu kitabı kaç kişi ideallerine kavuşabildi :))
İşte benim için yazılanlar ve anlatılanlar gerçeğe uymalı ve en önemlisi çocuk gelişimi konusunda öğüt verecek kişinin bu yazdıklarını başarıyla uygulamış olması gereklidir. Kunter beyin yazdıklarını dönem dönem ihtiyacım oldukça çıkartır tekrar okurum bazen izlediğim videoları tekrar izlerim en çok motivasyona ihtiyacım olduğu zamanlarda bunları hatırlar ve kendimi telkin ederim. Kunter beyin çok göz önüne çıkartmasa da dünyalar tatlısı ve çok başarılı bir kız çocuğu var Allah yolunu ve bahtını açık etsin. Kunter beyi sevmem ve benimsememde anlattığı yöntemlerin hemen hepsini kendinin kullanmış ve kullanıyor olmasının rolü çok büyük. Tabi bir diğer büyük etmen ise kalbinin de en az yüzü kadar güzel olması.
Geçen sene çok ama çok sıkıntılı olduğum bir gün telefonum çaldı ekranda Kunter bey yazıyordu büyük bir şaşkınlıkla açtım önce doğumgünümü kutladı sonra paylaşımlarımdan ve sanırım yaydığım negatif enerjiden (ki uzman olmak böyle bir şey herhalde dedim ) benim stresli olduğumu hissettiğini anlattı. Yaklaşık yarım saatlik bir konuşma sonrasında ben tabiri caiz ise başka boyuta geçtim :)
Hani bazı evler vardır içerisine girdiğinizde huzur dolarsınız anne-babamızın evi gibi, kardeşlerimizin ya da çok sevdiklerimizin evi gibi. Ben Mersine gittiğimde eşime ben Kunter beye gitmek istiyorum dedim. Eşimde Kunter beyin işi başından aşkın sana nasıl vakit ayırsın ki dedi. Olsun ben çok istiyorum dedim. Kunter beyi rahatsız etmemek için sekreterini aradım kim arıyordu dedi kendimi tanıttım ardından  Kunter beyin çok yoğun olduğunu anlattı. Çok üzülmüştüm ama anlıyordum da. Ancak daha aradan iki dakika geçmeden Kunter bey aradı Norokeyi tarif etti ve mutlaka bekliyorum dedi ne kadar sevdiğimi anlatmama gerek yok sanırım. Kaç kişi idolü olan biriyle tanışma fırsatı yakalar ki. Bürosuna geçtik ilk karşılaşma anı çok önemlidir ki bunun için ben makinemi hazırladım ne kadar pozitif karşılandığımızı anlatmama gerek yok sanırım fotoğraf her şeyi anlatıyor. İşte ben de o büroda huzur doldum tıpkı annemin kardeşimin evi gibi.

Ardından dolu dolu bir sohbete başladık. Sadece ben değil eşim bile oradan hiç ayrılmak istemedik o kadar güzel anlatıyordu ki Kayra ve Mirza bile can kulağı ile dinliyordu. Bu arada eşim ve benim şaşırdığımız bir diğer nokta Maşallah diyerek yazıyorum Kunter beyin 50 yaşında olması ki inanın ekranlarda ve fotoğraflarda çok daha fazla gözüküyor yüz yüze en fazla 30 gösteriyor .

Ardından sohbet ederken Kunter bey bizlere Mersinin meşhur yemeği tantuni getirtti. İtiraf ediyorum yerken çok mahcup olsam da hayatım boyunca yediğim en güzel tantuniydi :)

 Daha sonrasında da Kunter bey anlattı büyük bir hayranlıkla ben dinledim.

 Kunter beyin fotoğraflarına bakarken


 Kayranın ilk defa kendi isteği ile fotoğraf çekmek istediğini gördüm. Bir baktım Kunter beyle selfie yapıyor. O zaman anladım ki Kunter beye sadece beni değil çocuklarım da hayran kaldılar. Zaten anlattıklarını can kulağı ile dinlemelerinden belliydi ama bu selfie den sonra tamamen emin oldum.





Ardından büyük bir mutlulukla oradan ayrıldık. Allah yolunu açık etsin Kunter beyin her zaman kendisine de dediğim gibi İyi ki varsınız ve iyi ki sizi tanıma imkanını Allah bana nasip etti.

 Arkadaşlarım takipte kalın.
Allah nasip ederse büyük bir sürprizle döneceğim 




30 Haziran 2016 Perşembe

Harika bir buluş Winpet


Harika bir buluş Winpet


Merhaba herkese
Bugün sizlere harika bir buluştan bahsetmek istiyorum. İsmi Win-Pet. Öncelikle belirtmeliyim bu bir reklam yazısı değil tamamen övgüyü hak eden bir ürünü tavsiye yazısı.

 winpet





Buluşun icadı Emirhan Yaramancı bey hayvanları ve işini çok seven bir veteriner arkadaşım. Buluşun hikayesi de böyle başlıyor;

Kendisine tedavi için gelen bir kangal köpeği riskli ve başarılı ameliyatını yaptıktan sonra elizabet yakalığı ile ailesine teslim ediyor. Ertesi gün kangalın elizabet yakalığını parçaladığını sonrasında da ameliyat yerini ısırarak dikişlerini açtığını görüyor ve bir pet şişeyi fonksiyonel şekilde şekillendirip hastanın iyileşmesini sağlıyor. Sonraki günlerde de aynı yöntemle başka hastaları da tedavi ediyor ve sonra nasıl daha iyi bir hale getirebilirim diye düşünüyor. Sonrasında bu fikri daha da geliştirerek şimdiki Win-Peti oluşturuyor ve patentini de alarak hem hayvanlar hem de sahipleri için büyük bir kolaylığa imza atıyor.

Evcil hayvanı olanlar bilirler; kedi ve köpekler ameliyat sonrası yara yerlerini yalamasınlar diye birkaç yönteme başvurulur. Bunlardan en çok kullanılanı elizabet yakalığı denilen bir plastik aparat boyunlarına takılır. Ben de eski kedim Bıddık ta ameliyat sonrası bu yakalığı kedim de kullanmıştım. Bıddık çok rahatsızdı hem sürekli çıkartmak istiyordu hem rahatça yatamıyor oyun oynayamıyordu hem de yemek yerken dahi rahatsız oluyordu. Kaldı ki pati yaralanmalarında da işe yaramıyordu çünkü kedi-köpek yaralarını kaşıyıp dişleyerek yaranın daha fazla büyümesine ve enfeksiyon artırma riskini oluşturuyordu.

Bunun dışında ameliyat sonrası yara yerleri korumak için simit adı verilen yakalık, ağızlık, sakinleştirici ilaç ve iğneler, acı biber spreyleri, dar kafesler, bandajlamak ya da pansuman dikişi gibi yöntemlere de başvurulabiliyor. Ancak bunların hemen hepsi kedi-köpeklerde daha fazla enfeksiyon riskini artıyor ya da daha kötü sonuçlara ulaştırıyor.


 Win-Pet evcil ve yabani hayvanlarda operasyonlar, yaralanmalar sonucunda hastanın yaraya ulaşmasını ve yarasına zarar vermesini engellemek için üretilmiş bir medikal ürün. Elbise şeklinde tasarlanmış özel teknik bir kumaştan üretilmiş, tasarımı ile hastanın konforu ve rahatlığı için hava almasını da sağlayan bir ürün.


Emirhan beyi ziyaretimde Konti isimli köpeğin ameliyatını yapıyordu ve ameliyat sonrası Win-Peti takıldı. Konti hiç rahatsız olmadı çünkü üzerinde vücuduna uygun ve onun iyi olmasını sağlayacak kıyafeti vardı.  Kontinin sahibi operasyon sonucunda kucağına alıp mutlulukla içi rahat bir şekilde oradan ayrıldı.

Bu arada Win-Pet ler farklı ebat ve boyutlarda üretiliyor yani kişiye özel :)

Siz de böyle bir durumla karşılaşırsanız patent sahibi Emirhan beye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. ya da win-pet yazarak kolaylıkla bulabilirsiniz.














Harika bir buluş Winpet


Harika bir buluş Winpet


Merhaba herkese
Bugün sizlere harika bir buluştan bahsetmek istiyorum. İsmi Win-Pet. Öncelikle belirtmeliyim bu bir reklam yazısı değil tamamen övgüyü hak eden bir ürünü tavsiye yazısı.






Buluşun icadı Emirhan Yaramancı bey hayvanları ve işini çok seven bir veteriner arkadaşım. Buluşun hikayesi de böyle başlıyor;

Kendisine tedavi için gelen bir kangal köpeği riskli ve başarılı ameliyatını yaptıktan sonra elizabet yakalığı ile ailesine teslim ediyor. Ertesi gün kangalın elizabet yakalığını parçaladığını sonrasında da ameliyat yerini ısırarak dikişlerini açtığını görüyor ve bir pet şişeyi fonksiyonel şekilde şekillendirip hastanın iyileşmesini sağlıyor. Sonraki günlerde de aynı yöntemle başka hastaları da tedavi ediyor ve sonra nasıl daha iyi bir hale getirebilirim diye düşünüyor. Sonrasında bu fikri daha da geliştirerek şimdiki Win-Peti oluşturuyor ve patentini de alarak hem hayvanlar hem de sahipleri için büyük bir kolaylığa imza atıyor.

Evcil hayvanı olanlar bilirler; kedi ve köpekler ameliyat sonrası yara yerlerini yalamasınlar diye birkaç yönteme başvurulur. Bunlardan en çok kullanılanı elizabet yakalığı denilen bir plastik aparat boyunlarına takılır. Ben de eski kedim Bıddık ta ameliyat sonrası bu yakalığı kedim de kullanmıştım. Bıddık çok rahatsızdı hem sürekli çıkartmak istiyordu hem rahatça yatamıyor oyun oynayamıyordu hem de yemek yerken dahi rahatsız oluyordu. Kaldı ki pati yaralanmalarında da işe yaramıyordu çünkü kedi-köpek yaralarını kaşıyıp dişleyerek yaranın daha fazla büyümesine ve enfeksiyon artırma riskini oluşturuyordu.

Bunun dışında ameliyat sonrası yara yerleri korumak için simit adı verilen yakalık, ağızlık, sakinleştirici ilaç ve iğneler, acı biber spreyleri, dar kafesler, bandajlamak ya da pansuman dikişi gibi yöntemlere de başvurulabiliyor. Ancak bunların hemen hepsi kedi-köpeklerde daha fazla enfeksiyon riskini artıyor ya da daha kötü sonuçlara ulaştırıyor.


 Win-Pet evcil ve yabani hayvanlarda operasyonlar, yaralanmalar sonucunda hastanın yaraya ulaşmasını ve yarasına zarar vermesini engellemek için üretilmiş bir medikal ürün. Elbise şeklinde tasarlanmış özel teknik bir kumaştan üretilmiş, tasarımı ile hastanın konforu ve rahatlığı için hava almasını da sağlayan bir ürün.


Emirhan beyi ziyaretimde Konti isimli köpeğin ameliyatını yapıyordu ve ameliyat sonrası Win-Peti takıldı. Konti hiç rahatsız olmadı çünkü üzerinde vücuduna uygun ve onun iyi olmasını sağlayacak kıyafeti vardı.  Kontinin sahibi operasyon sonucunda kucağına alıp mutlulukla içi rahat bir şekilde oradan ayrıldı.

Bu arada Win-Pet ler farklı ebat ve boyutlarda üretiliyor yani kişiye özel :)

Siz de böyle bir durumla karşılaşırsanız patent sahibi Emirhan beye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. ya da win-pet yazarak kolaylıkla bulabilirsiniz.














24 Haziran 2016 Cuma

Güneş Gözlüğü Nasıl Seçilir ?

Güneş Gözlüğü Nasıl Seçilir?

2016 yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüklerinin sezonu açıldı. Kendine daha çok yakışan bir güneş gözlüğü almak isteyenler veya sadece bu yılın trendlerine uygun yeni bir parça arayanlar için en uygun güneş gözlüğü nasıl seçilir konusunu inceliyoruz.

Çerçevenin yüz ölçüsüne oranı: Görünüşten daha fazlasına dikkat etmek için çerçevenin yüzünüze uzun süreli kullanımlarda bile rahatsızlık vermeyecek şekilde nasıl seçileceğine dikkat etmek gerekiyor. Yüze büyük veya küçük gelen gözlükler yüzde baskı hissi oluşturur, burna veya yanaklara oturarak iz kalmasına sebep olur. Çerçeve, kaşlarla aynı hizada veya kaşlar yukarıda kalacak şekilde ayarlanmalıdır. Gözlük sapları kulak arkasında gözlüğün ağırlığı burna yüklenmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Eğer gözlük taktığınızı hissetmiyorsanız ayarlama ideal ölçüde yapılmış demektir.

Yüz biçimine uygun model seçme: Temel olarak gözlük çerçevesinin yüz şekline zıtlık teşkil etmesini prensip olarak ele alabiliriz.
Yuvarlak yüz biçimi olanlar daha köşeli, yüz hatlarının biraz dışına taşan, sivri modeller tercih edebilir. Burun kısmında yüksek köprülü modelleri rahatlıkla taşıyabilirler.

Oval yüzlüler ideal yüz biçimine sahip oldukları için istedikleri hemen her modeli seçmek gibi bir şansa sahiptir. Tek dikkat etmeleri gereken nokta gözlüğün yüze büyük veya küçük gelmemesi, yani elmacık kemikleriyle orantılı hizada bir gözlük seçmeleri gerekmektedir.
Elmas veya kalp biçimli yüzler, yani şakaktan geniş başlayarak çeneye doğru incelen yüz yapısı için daha köşeli ve düz hatlı, düşey kenarlı, kalın çerçeveli gözlükler iyi bir seçimdir. Ayrıca kedigözü tarzı da bu yüz biçimi için tercih edilebilir.

Kare yüz biçimi için daha yuvarlak hatlı, keskin olmayan, oval veya yumuşak kıvrımlı modeller uygundur.

Saç ve teninize uygun renk belirleme: Yüz biçimindeki zıtlık mantığını renk seçerken de kullanabilirsiniz. Örneğin soluk ten rengi olanlar canlı ve sıcak tonlarda, daha canlı ten rengi olanlar ise ten rengini bastırmayacak pastel tonlarda gözlük seçimi yapabilir. Saç renginde ise durum biraz daha farklıdır.  Saç rengi ve gözlük rengi arasında genel olarak bir uyum aranır. Saç tonu sarı veya kumral olanlar için altın rengi veya kahverengi çerçeveler uyumlu görünüm sağlarken, esmer saçlar için daha koyu renk çerçeveler tercih edilebilir.

Bu bilgiler doğrultusunda bu yılın trend gözlükleri arasından size en uygun modeli seçmek isterseniz en fazla çeşidi Atasun Optik’te bulabilirsiniz: https://www.atasunoptik.com.tr/tum-gunes-gozlugu-modelleri



17 Haziran 2016 Cuma

Fora ile Fit Kal

Fora Zeytin, az yağlı ve az tuzlu FORA Fit ile sağlıklı beslenmek ve formda kalmak isteyenlerin zeytinden vazgeçmeden Fit kalmalarını sağlıyor.

Fora ile Fit Kal


Fora Zeytin, az yağlı ve az tuzlu FORA Fit ile sağlıklı beslenmek ve formda kalmak isteyenlerin zeytinden vazgeçmeden Fit kalmalarını sağlıyor.

Sofralık zeytin ürünlerinin lider markası Fora Zeytin, yeşil ve siyah zeytin seçenekleriyle her damak tadına hitap ediyor. Yazın hem hafif beslenmek hem de formunu korumak isteyenlerin vazgeçilmez tercihi olan Fora Fitdaha hamken henüz yağlanmadan toplanan zeytinlerden üretiliyor. Kendisi zaten az yağlı olan zeytinlerin doğal yöntemlerle tuzu azaltılıyor.



Her öğüne bir Fora Fit!
Tüm beslenme biçimlerinde tavsiye edilen sağlıklı ve doyurucu bir gıda olmasıyla bilinen zeytin, yaz aylarında Fora Fit ile hem kahvaltılarda hem diğer öğünlerde hem de atıştırmalık olarak tavsiye ediliyor. Fora Fit zeytini, acıktığınızda atıştırmalık olarak tüketebilir, salatalarınıza ekleyebilir, akşam yemeklerinden önce sofralarınıza koyabilirsiniz.

Hafif, besleyici ve hazmı kolay bir besin olan zeytin, güne enerjik ve zinde başlamanıza yardım ederek, vitamin ve mineral bileşenleri yönünden zengin olması nedeniyle sağlıklı beslenenlerin en çok tercih ettiği besinler arasında yer alıyor. Ayrıca zeytinde bulunan doymamış yağlar yeterli sayıda yediğinizde formda kalmanıza yardımcı oluyor.

14 Haziran 2016 Salı

Haceria Ürünleri Hakkında


Merhaba Herkese
Bugün sizlere #LerzanKaradanli23Nisan2Yasinda etkinliğimizde hediye olarak verilen Haceria ürünleri hakkında deneyimlerimi paylaşacağım.

haceria simya
Öncelikle organik sıvı sabunu denedim temizliğini ve kokusunu sevdim. Cildimi kurutmadı ve alerji de yapmadı. (cildim hassas olduğu için sadece doğada çözünen ürünleri kullanabiliyorum )
DeoClino Organik bulaşık yıkama sıvısını da hem elde hem de makinede olan ürünlerini denedim. Elma kokulu olan makine deterjanının kokusunu sevmedim çünkü limon dışında meyve kokulu ürünleri sevmiyorum ancak temizliği güzeldi . Bulaşıklar parlayarak çıktı makinemden.
DeoClino Organik bulaşık yıkama sıvısını elde yıkamalarda kullandım. Tüm organik deterjanlarda olduğu gibi aşırı köpürme ve aşırı yağ çözme özelliği yok ama daha önce de dediğim gibi zaten uzun süredir sadece organik ve doğada çözülebilen ürünler kullandığım için zaten çok fazla köpürmesini beklemiyordum. Temizliği gayet güzeldi kokusu da elmalıdan güzel olduğu için sonrasında kullanabileceklerim arasına ekledim.


Sırada maske ve diğer ürünleri deneyeceğim onları da başka bir yazımda sizlere kısaca anlatacağım.
Mutlu günler diliyorum



9 Haziran 2016 Perşembe

Farmasi Natural Hydrating Mask

Farmasi Natural Hydrating Mask


Merhaba
Bugün sizlere kullanıp memnun kaldığım bir üründen bahsedeceğim.
Farmasi firmasına ait olan bu maskeyi ben çok sevdim. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi her maske ya da peeling cildime iyi gelmiyor. Peelinglerde yüzümü çizme, maskelerde ise cildimde yanma ve kaşıntıyla gelen akneye sebebiyet verme olabiliyor. Bu yüzden farmasi hydrating maskeyi de denerken biraz tedirgin oldum.



İlk önce temizlenmiş hafif nemli cildime yaydım ve 10 dakika bekledim. İlk sürdüğüm anlarda yanaklarımda hafif bir yanma olunca korktum alerji yapacak diye ancak sonra geçti. 10 dakika sonra yüzümü bol su ile yıkayıp kağıt havlu ile kuruladım. Cildimde parlama oldu. Aynı zamanda özellikle burun çevresindeki gözeneklerimi açtığını farkettim ki hemen arkasında tonik ile temizlediğimde siyah noktalarımda bayağı bir azalma farkettim. Aynı zamanda yüzümde diğer maskelerde ya da temizleme ürünlerinde yaşadığım gerginlik sıkıntısını yaşamadım. Cildimi germeden rahatlattı.


Aslında maskenin vaatlerinde cildi yatıştırır ve pürüzsüzleştirir diyordu ama açıkcası siyah noktalarda işe yarayacağını çok düşünmüyordum. Beklediğimden fazlasını verdi. Haftada 1 yada 2 defa kullanıyorum.

Tek hoşuma gitmeyen tarafı kokusu oldu ki ben meyve kokularını sevmediğim için salatalık kokusu beni rahatsız etti. Ancak benim tam tersim salatalık kokusunu çok seven arkadaşlarım var onlara rahatlıkla önerebilirim.

Sizler kullandınız mı ? deneyimlerinizi bekliyorum

7 Haziran 2016 Salı

Farmasi BB krem

Merhaba arkadaşlar
Uzun bir süredir yoğunluktan dolayı yazamıyordum. Bugün sizlere Farmasi BB kremi anlatacağım.

Öncelikle vaatlerinden bahsedeyim; Ultra hafif formülüyle gözenekleri tıkamadan cilt kusurlarını kapatır, içerisindeki macadamla özü ile gün boyu nemlendirir. Spf 15 güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı cildi korumaya destek olur.

Ben sizlere gösterebilmek için elimde denedim. Normalde yüzüme kullandığım zaman alt kısma hafif bir nemlendirici sürüyorum ancak elime denerken nemlendirici sürmedim.

Kremin kokusu çok güzel dokusu hafif ancak renk olarak fondöten görünümü veriyor. Yani yüze aydınlık ve renk veriyor ama belli olmasın derseniz başka bir ürün denemenizi öneririm





 

Görüldüğü gibi kapatıcılığı güzel. Ellerimdeki güneş lekelerini saklamayı başardı :) Her gün olmasa da özel günlerimde tercih ettiğim ve edeceğim bir ürün oldu. Nemlendirici ile çok daha iyi sonuç verdiğini eklemeliyim.

Mutlu günler diliyorum hepinize



25 Mayıs 2016 Çarşamba

Pınar Labneli Tiremusu Tarifi



Merhaba herkese
Bugün sizlere #pinarlabneli tiremusu tarifimi vereceğim. Yiyen arkadaşlarım çok beğendi üstelik yapımı da çok pratik



Malzemeler
1 paket kedidili
1 paket pınar labne
1 kg süt
2 yemek kaşığı granül kahve
4 yemek kaşığı şeker
3 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
3 yemek kaşığı kakao


öncelikle büyük bir kupaya granül kahvemizi ılık su ile hazırlıyoruz. Kedi dillerini tepsimize dizip granül kahve ile ıslatıyoruz.

Diğer tarafta sütümüze un, şeker, yumurtamızı ilave edip karıştırarak pişiriyoruz.  Kaymak tutmaması için altını kapattıktan sonrada karıştırıyoruz. Ilıdıktan sonrada içerisine pınar labne peynirimizi ilave edip iyice karıştırıyoruz. Kedi dillerimizin üzerine yayıyoruz. Biraz soğuduktan sonra da kakaomuzu eleyip en az 2 saat buzdolabında bekletip servis yapıyoruz. Afiyet olsun


17 Mayıs 2016 Salı

Diyetsiz egzersiz kilo aldırıyor!

Diyetsiz egzersiz kilo aldırıyor!



Yaz geldi ve siz kilo vermek için arayışlara başladınız bile :)
Ancak ne kadar egzersiz yaparsanız yapın kilo veremediğiniz mi fark ettiniz ?  Belki yanlış sporu yapıyorsunuzdur ya da egzersiz ile açılan iştahınız yüzünden kilo veremez hale gelmişsinizdir.




Yapılan araştırmalarda güzel gözükmek ve kilo vermek için aniden başlanılan egzersizlerle birlikte birçok kişide kilo artışına rastlanmıştır. Bunların sadece birkaç tanesi kas kütlesinde artış sağlarken diğerlerinde yağ artışına rastlanmıştır. Bunun en büyük sebebi olarak kişi spor yaparken nasılsa fazlasını yakarım şeklinde oluşan fikirle birlikte yeme alışkanlığında bir değişiklik olmaksızın aralarda yapılan kaçamaklar ve tatlı yeme isteğinde artışla birlikte kilo alması da kaçınılmaz olmuştur.


Çünkü kilo vermenin en kolay yolu kişinin yakacağı kalori miktarını artırmak olmalıdır. Egzersizle birlikte yakılan kalori miktarı artar iken vücudun kalori alma ihtiyacı da beraberinde artar. Kişiler beslenme düzeninde değişiklik yapmazlar ise yani kalori eksiltme yoluna gidilmezse kilo alımı kaçınılmaz olur çünkü vücut daha fazlasını isteyecektir ve yağ depolarında artış da kaçınılmaz olarak istenmeyen sonuçlara sebep olacaktır.

Her egzersiz ile de kilo verme sağlanmayabilir

Her insanın vücut yapısı diğerinden farklıdır. Beslenme alışkanlıklarımız farklıyken aynı sporla aynı kiloları yakmayı beklemek büyük hata olur. Ezgersiz yaparken kişinin dikkat edeceği en önemli şey kendi vücudunu tanımak ve kişiye özel program çizilip ona uyulmasıdır. Bazen kardio bazen ağırlık çalışarak kısa zamanda kesin sonuçlar elde edilebilir.
Değişiklik yoksa programınızı değiştirin Ara sıra beynimizi şaşırtarak daha genç ve fit bir görünüme sahip olabiliriz. Gün içerisinde tempolu olarak yarım saat yürümek bazı bünyelere yeterli gelirken bazı bünyelerde daha fazlasına ihtiyaç duyulabilir.

Birde spora başlar başlamaz kilo verme beklentisi de bizi gereksiz bir üzüntüye sokabilir. Vücut yeni düzene alıştıktan sonra kilo verme ve incelme belirtileri gösterecektir.

Sizler daha genç ve fit gözükmek için neler yapıyorsunuz ?