22 Mart 2015 Pazar

hayatta acılar da var

Birkaç gündür yoktum çünkü acımız vardı yani acımız şu anda da var elbette sadece gün geçtikçe alışmak gerektiği idrakine varıyorum sanırım.

18 mart ta tam da ülkemiz için en mutlu günlerimizden birisini yaşarken ani bir telefonla hasta olan kayınpederimin vefat haberini aldık ve apar topar Kayseriye doğru yola çıktık. Aslında üzülmememiz gerekiyordu çünkü uzun süredir akciğer kanseriydi ve onu acılar içinde görmek gerçekten çok üzücüydü. Ancak ne olursa olsun onu yatağında görsek bile görmek sanırım bizi mutlu ediyordu ki yattığı yerin bomboş olması içimizi çok acıttı.

 Son nefesini dualarla tevhidlerle ve acı çekmeden vermiş olması içimizi rahatlatan diğer unsur olsa da ölüm gerçekten çok zor bir kabulleniş.


 Geride ismini taşıyan torununla dualarımız hep seninle olacak babacığım. Mekanın Cennet olsun











En son geçen sene kayınpederimin fotoğraflarını çektiğimde -Öleceğim diye mi çekiyor demiş eşime ki duyunca çok üzülmüştüm. Oysa ben bu fotoğrafları gerçek usta nasıl olur herkes görsün diye mobilyacı olan babamı aletlerinin başındayken çekmiştim.

Bir kare de eşim atölyenin damından babamla aşşağıda sohbet ettiğimiz esnada bizi habersiz çekmişti tam çekerken farketmiştik.

Şimdi bakarken çok acı veriyor olsa da iyi ki çekmişim iyi ki hatıraları kalmış diyorum. Allah rahmet eylesin mekanın Cennet olsun babacığım.

Ölüm insanın arada bir de olsun kendine gelmesini sağlıyor. Sanırım bu yüzden hayattan zevk alınmadığı zaman çareyi ilaçlarda değil hastane ve  mezarlık ziyaretlerinde bulmak lazım. İşte o zaman anlıyoruz yaşamın ve sevdiklerimizin kıymetini. Rabbim başta eşim ve yavrularım olmak üzere sevdiklerimin acısını göstermesin bana tabi sizlere de...