5 Kasım 2014 Çarşamba

çok kıymetli yazarlarımızdan prof.dr.Davut Aydüz beyle söyleşimiz



Uzun zamandır yazmayı planlayıp bir türlü yazmaya başlayamadığım röportajım ve sonunda uygun zaman şimdi deyip Besmele ile başlıyorum

     Önce kitaplarını okuyup sonra tanıma fırsatı bulduğum büyük bir usta Davut bey. Eserlerini sade ve akıcı bir dil ile yazıyor olması bence en büyük avantajı ki hem küçüklere hem de büyüklere rahatlıkla ulaşabiliyor ve kafamızdaki soruları cevaplıyor. Ben ilk olarak Kısa Sûrelerin Tefsîriisimli kitabıyla onu tanıma fırsatı bulmuştum. Bu kitap sayesinde namaz kılarken okuduğumuz surelerin iniş sebebi ve anlatmak istediklerini öğrenmiş oldum. Zaten sonrasında da diğer kitaplarını okumak istedim ve Yasin Suresi tefsiri ile devam ettim. Daha önce de belirttiğim gibi sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olması defalarca okumama ragmen sıkılmadan tekrar tekrar okumamı kolaylaştırıyor ki benim gibi tasvir ve imgeleri çok sevmeyen bir okursanız hızlı okumak için çok avantaj sağlıyor.



Söyleşi de Davut beyin anlattıklarına kısa kısa değinecek olursak;

Kuranı Kerimde maddi ve manevi hastalıklara karşı şifalar vardır ve bunlar birçok ayetlerde açıklanmıştır.

1-Bulaşıcı hastalıklardan korunma
2-Zararlı yiyecek içeceklerden uzak durma
 3-Beden temizliği ve Vücut sağlığı
 4-Beslenme (aşırı ya da yetersiz dengesiz )


 Kur’ân okuyanlar ve onu tetkik edenler bilirler ki, onda insanları intibaha davet eden pek çok kıssalar (Peygamberlerin hayat hikâyeleri) vardır. Bu kıssalardan maksat, geçmiş bir tarihi zikretmek değil, belki bu kıssalarla onları uyarmak ve evrensel mahiyette ahlâkî bir ders vermektir. Bu bakımdan, Kur’ân, kıssalara belirli bir hâdise rengi veren şahıs ve yer isimlerini ve çeşitli teferruatı vermemek suretiyle, bu gayesini tahakkuk ettirmeye çalışır. Kur’ân-ı Kerim, nasıl tarihî hakîkatleri, bir târih bilgisi gibi zikretmek için gönderilmemişse; tıp ile ilgili besin maddeleri ve beslenme ile ilgili konuları öğretmek içinde gönderilmemiştir.


 Kuranı Kerime karşı vazifelerimiz nelerdir ?

Manasını öğrenme
Manasını anlayarak yaşama
 Namazı anlayarak kılmak için alınacak ilk tedbiri de şöyle hissederim kendi nefsimde;

Namaza başlarken aldığınız ilk tekbirin manasını düşünerek başlıyorsunuz kafa ve kalbinizi doldurmaya:

- Allahü Ekber! Allah kendisinden başka büyük olmayan tek büyüktür!.





- Namazı hakkıyla kılmak istiyorsak, ilk tekbirle beraber Allah'ın dışındaki her şeyden sıyrılmalı, gönlümüzü sadece O'na açmalıyız! Dudaklarımızdan dökülen her kelimeye, idrak şuurumuzun mührünü basmalı, baştan sona namazı anlayarak kılmayı başarmalıyız. Selam verir vermez de huzurun adabına riayet edememiş olma endişesiyle bir kere daha ellerimizi kaldırmalı, yine o mübarek kelimeleri otuz üçer defa manalarını düşünerek tekrarlamalıyız.




 Kur'an'dan dikkatimi çeken iki ayet, aynı zamanda namazda da okuduğumuz iki dua vardır:"Ya Rabbî! Beni de, neslimi de namazı devamlı olarak ve gereği gibi kılan kullarından eyle! Duamı, lütfen kabul buyur Ya Rabbî!" (İbrahim, 14/40)
"Ey Rabb'imiz! Beni, annemi, babamı ve bütün müminleri kıyamet günü affeyle. (İbrahim, 14/41)





 Bir taraftan sorularıma cevap verip bir taraftan kitap imzalayan Davut beye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum 

Niğde sizi gene bekliyor